POLİÇEM DERGİSİ BASIN AÇIKLAMASI
19.04.2010
SAİK Üyeleri tarafından 19.04.2010 tarihinde www.tusaf.org.tr adresinden yapılan duyuruya istinaden cevaben gerçekleştirilen basın açıklaması.
Poliçem Dergisi, Nisan 2010 sayısında yedinci sayfada bulunan ve her ay yazmış olduğum köşede sigorta sektörü ile ilgili bazı konulara değindim. Söz konusu yazının ilk paragrafı şu şekildedir.
“Sektörün tarihindeki en hareketli günlerini yaşadığı şu dönem, haliyle bizler için de çok hareketli geçiyor. Hangi konuyu yazsam diye düşünüyorum; SAB tarafından düzenlenen sektör tarihinin en büyük toplantısını mı? ZDS için çok önemli çabalar sarf eden Fethiye’li sigorta acentelerini mi? Acentelik Yönetmeliği taslağını mı? Hazine’nin sigorta şirketlerini üçerli beşerli karşısına alıp çeşitli uyarılarda bulunmasını mı? Acentelerin ayakta kalma mücadelesi verdikleri bir dönemde sorunlarından bir kaçını mı? Yoksa SAİK’in TÜSAF demek olmadığını, bağımsız ve tüm sektörü dinlemesi gereken resmi bir kurum olması gerektiğini anlatmaya çalışan birlik ve derneklerin ne kadar haklı olduklarını mı? Bu ay gündemi oluşturan konulara dair yazımıza, hepsini içeren kısa bir öyküyle başlayalım…..”
Bu şekilde başlayan yazıma istinaden değerli SAİK üyelerinden TÜSAF’ın resmi web sitesinden bir duyuru gerçekleştirilmiştir.(Konuya başlamadan önce, bir SAİK duyurusunun TÜSAF’ın sitesinden yapılmasının ne kadar doğru olduğunu siz değerli okurlarımızın takdirine bırakıyoruz. www.tusaf.org.tr)
Söz konusu duyuru, tamamıyla Poliçem Dergisini hedef almaktadır. Öncelikle ifade etmeliyim ki, Poliçem Dergisi İzmir’de yayınlanan değil, İzmir’den yayın yapan ulusal bir sektörel dergidir.
Mevcut SAİK yönetiminin demokratik bir şekilde göreve gelmesi ve görev tanımıyla ilgili hiçbir itirazımız yoktur. ‘Taraf’ olmadığı söylenen seçimle ilgili olarak politik bir cümle kullanılmıştır. Madem ki taraf yoktu, neden iki liste çıkarılmıştır. Madem ki her fırsatta acente menfaatlerinin bu kadar önemli olduğu savunuluyor, neden geçtiğimiz günlerde bir gazetede yayınlanan ‘Fason Sigortacılık’ başlıklı yazıya değerli SAİK üyeleri böyle bir duyuruyla veya TÜSAF tarafından çıkarılan e-bültende bir cevap vermemiştir. (Yayın çıkarmak tabi ki TÜSAF’ın hakkıdır. Fakat İktidarların çıkarmış oldukları yayınların tarafsız olabileceklerine kimse inanmaz). Söz konusu köşe yazarı kendisine göre haklı dahi olsa, sektör bu açıklamayı SAİK’ten bekledi. Biz sektörü takip ediyoruz. Fakat sanıyoruz ki SAİK üyeleri bu yazı yayınlandığı sırada sektörel bir gerçeği ortaya koyan Poliçem Dergisi’yle meşguldü. Atlanmış olabilir.
Önemli bir konu vardır. O da SAİK’in Türkiye’deki tüm acentelerin kurumu olup olmadığıdır. Bu konuyu tartışmaktan dolayı açıkçası utanıyorum. Tabi ki öyledir. Sürekli seyahat halindeyim. Şirket yetkilileriyle görüşüyorum, acentelerimizle sohbetler ediyorum, eksperlerimizle, brokerlerle, aktüerlerle. Sürekli dinliyorum ve dinlediklerimi sentezleyip her ay Poliçem Dergisi’ndeki köşemde kaleme alıyorum. Sektör, kaleme aldığım SAİK-TÜSAF ikilemi hakkında çok rahatsız. Ve ben bunu Nisan 2010 sayısındaki yazımda dile getirdim. Sektörün gelişimi diyoruz hep, yazmamalı mıydım? Hayır, kesinlikle pişman değilim.
Yapılan duyuruda bazı ispatlar istenmiş. Sektör genelinde oluşan bir kaç önyargıyı ve neden bu şekilde düşündüğümü hemen açıklayayım…
Neden SAB tarafından düzenlenen ‘Fiyat Rekabetinin Sektöre ve Acentelere Etkileri” konulu panelde yoktunuz. Davet mi edilmediniz? Sanmıyorum. Böyle bir toplantıda davet edilmemiş bile olsanız bulunmanız gerekmez miydi? Ben davet edildim ve yoğun seyahat programım nedeniyle temsilci arkadaşımı toplantı için görevlendirdim. Fiziki olarak orada olmasam da işimi layıkıyla yaptım. Haberi hazırladım ve orada bulunmayan sektördeki bireylere toplantıyı aktardım. Hatta bununla yetinmeyerek ilerleyen sayfalarda başka bir köşe yazarımızın konuyla ilgili hür irade ve görüşlerine dergimiz saylarında yer verdim.
Neden Kuşadası’nda düzenlenen toplantıda her yerde TÜSAF bayrakları vardı. Siz oraya SAİK olarak davet edilmediniz mi? Masadaki isimliklerde SAİK Üyeleri yazarken, kürsüde neden TÜSAF Başkanı olarak konuşmalar yapıyorsunuz? İnanın bu tepkiler birikti ve sektör genelinde böyle bir önyargı oluştu. Üzülüyorum, hem de çok. Ve geçtiğimiz ay yayınladığımız yazımda üzülerek bu konuyu kaleme aldım. Hep toz pembe mi yazılmak zorundadır yazılar, eleştiriye hiç mi tahammülümüz yoktur?
Çorlu toplantısı hava muhalefeti nedeniyle iptal edildi, biliyoruz, biz de son gün İstanbul’dan geri döndük. Fakat neden Kayseri toplantısı iptal oldu? Sormadan geçemeyeceğim.
Okurlarımız haberleri ve yazıları okurlar; inanırlar veya inanmazlar. Kendi süzgeçlerinden geçirip bir fikre sahip olurlar. Farklı bakış açılarının olduğu her yerde başarı kaçınılmazdır. Benim mesleğim bu, 2 yıldır da layıkıyla yaptığımızı, çok daha iyi işlere imza atacağımızı düşünerek emin adımlarla ilerliyoruz. İşimiz sigorta sektörü, gücümüz sigorta sektörü. Bu tarz polemikler sektörü ileriye taşımayacaktır. Sektörel bir köşe yazarı olarak hür irademle yazılar yazıyorum, bunu kimse engelleyemez.
SAİK yönetimini oluşturan ve seçimle başa gelen listelerdeki bireyler hangi kurum veya kuruluş çatısı altında olursa olsun, aynı olaylar yaşansaydı aynı yazılar emin olun yine yazılacaktı. Bizim bireylerle veya kurumlarla hiçbir sorunumuz bulunmamaktadır. Bulunamaz da. Bahsedilen duyurudaki taraflı olduğumuz cümlesi, sıcağı sıcağına henüz geçen ay yapmış olduğumuz çalışmayla tamamen çürütülmüş durumdadır. Sanıyoruz ki sektörümüz veya söz konusu federasyon üyeleri bu tarz yazılara çok alışkın değil. Bazı duvarları yıktıysak ne mutlu bize. Asla geri adım atmayız.
Hiçbir basın organında bankaların acentelik yapmamaları üzerine çalışmalar gerçekleşmezken son iki yılda iki defa bu çalışmayı Poliçem Dergisi gerçekleştirdi. Acenteye ve eksperlerimize dergimiz sayfalarında biz söz hakkı verdik. Sektör neredeyse biz oradaydık. Hep dinledik, hep aktardık. Sektörün sorunlarını farklı bakış açılarıyla hep dile getirdik. Şimdi neden böyle olduk?
Bizim TÜSAF’la veya başka bir sektörel STK ile bir sorunumuz bulunmamaktadır. Fakat yayınlanan duyuruda konu bu şekilde dile getirilmeye çalışılmıştır. Söz konusu köşe yazısının üzerinde bu kadar çok durulup böyle bir duyuru hazırlanması bizleri çok üzmüştür, sektörel başka önemli konu kalmamış, acentenin hiçbir sıkıntısı yokmuş ve sadece tek sorun benim yazımmış gibi davranılarak başka konuların akıllara gelmediğini bizlere düşünmeye sevk etmiştir.
Poliçem Dergisi olarak Türkiye’nin 81 ilinde temsilciliklere sahip bir basın yayın kuruluşuyuz. Sektörün gelişimi ve daha iyi noktalara gelmesi adına çalışan temsilcilerimiz il bazında toplantı ve organizasyonları takip ederek görüşlerini bizlere aktarırlar. Yazıda bahsi geçen toplantının sektör tarihindeki en büyük toplantı olarak gösterilmesi, katılım yoğunluğu ve toplantının konusu bakımından kesinlikle doğrudur. Bizim işimiz, toplantıya katılamayanlara konuyu aktarmak, toplantının tanıtımını yapmaktır. Saldırıya uğradığımız bu cümleye rağmen, dergimizin aynı sayısında daha da ileriye giderek bir köşe yazarımızın toplantıyla ilgili hür irade ve görüşlerini içeren yazısını yayınladık. Bunun için neden teşekkür almıyoruz da ‘en büyük toplantı’ cümlesi ile eleştiriliyoruz? Tarafsızlık ilkemizi, kalemimizin kiralık olmadığını ve sektörün en azından bundan sonra bizim açımızdan buna şahit olmayacağını yayınlamış olduğumuz diğer köşe yazısıyla ve geçtiğimiz sayılardaki çalışmalarımızla ispatlamaktayız.
Asıl sorun şudur ki, bu toplantıda siz neden yoktunuz ve değerli acentelerimizi savunmadınız? Katılıp ta savunmadıysanız bu ayrı ve büyük bir tartışma konusu olur, katılmadıysanız bizi nasıl sorgularsınız? Sizlerin yerinde olsaydım mikrofonu zorla alıp konuşma yapardım…
‘Ne şiş, ne de kebap yansın’ mantığıyla hareket etmeyen Poliçem Dergisinin değerli okurları, bizi çok iyi tanımaktadır. Bizleri kendilerinden birisi gibi görerek dergiye katkıda bulunurlar. Okurlarımızla aramızda çok büyük bir sevgi bağı bulunmaktadır. Bu bağ kolay elde edilmediği için, kolay da yıpratılamaz. Bu kadar kısa sürede büyümemiz, bu sevgiye bağlıdır.
Bildiğiniz üzere değerli SAİK kurumunun 7 üyesi, sigorta aracılık faaliyetleri gösteren üyelerden oluşmaktadır. Her acentede olduğu gibi ticari kaygıları bulunan bu değerli üyelerimizin ticari faaliyette bulunmaları ve hayatlarını idame ettirme çabaları çok normal bir durumdur. Bizim ticari bir kurum olmamızın neden bu kadar önemli olduğunu açıkçası anlayamamaktayız. Herhangi bir Vakıf-Birlik-Dernek-Şirket ile ortaklığımız olmadığı herkes tarafından bilinmektedir. Bu durumu anormal bir durum gibi göstermek politik bir çaba değil midir? Bu cümleleri gülümseyerek düşünmekteyiz.
Yapılan duyuruda ayrıca TÜSAF’tan Poliçem Dergisi’ne destek olmalarını istediğimiz ve kendilerinden dergimizin pazarlamasının yapılmasını istediğimiz, fakat kendilerinin bunu kabul etmedikleri belirtilmiştir. Poliçem Dergisi, daha fazla okur kitlesine ulaşmak ve abone sayısını arttırmak adına sektördeki tüm dernek-vakıf-birlik-şirketlerle ikili görüşmeler yapmaktadır ve çeşitli kampanyalarla her geçen okur sayısını arttırmaktadır, tüm bu kurumlardan destek istemektedir. Sadece TÜSAF’tan istemedik, istememiz de iş birlikleri çerçevesinde gayet normaldir. Bunu kimse sorgulayamaz.
Pazarlama yapılması konusunda ise söz konusu olayın tam tersi şekilde gerçekleştiğini üzülerek açıklamak zorundayız. Yapmış olduğumuz görüşmelerde söz konusu pazarlamanın, Poliçem Dergisi’nin TÜSAF’ın resmi yayın organı olduğunu belirten bir ibarenin kullanılmasıyla mümkün olacağını söyleyen TÜSAF yetkilerine, böyle bir şeyin mümkün olmayacağını ve olumsuz cevabı bizzat biz vermiş bulunmaktayız.
Reklam ve abonelik gelirleriyle ticari faaliyetini sürdüren Poliçem Dergisi, resmi kurumlar nezdinde gerekli görülmediği taktirde hiç kimseye gelirlerini açıklamak zorunda değildir. Kaldı ki, dergimizde reklam ve tanıtımları yayınlanan söz konusu sigorta şirketinin reklam anlaşması 6 ay önce yapılmıştır. Sektöre yıllarca üst yönetimde emeği geçmiş ve çeşitli sektörel kurumlarda yöneticilik yapan birisinin acente komisyonlarıyla ilgili söylediklerini aktarmak ta bizim görevimizdir. Reklam karşılığında yayınlanmış gibi çirkin bir ifade kullanılması hem dergimizi hem söz konusu sigorta şirketimizi, hem de söz konusu sigorta şirketi yöneticimizi yıpratıcı niteliktedir. Dergimiz sayfalarında sigorta şirketlerinin tanıtım çalışmaları ve acentelere yönelik bilgilendirme haberleri tabi ki yayınlanacaktır. Biz bir sektör dergisiyiz. ‘Bankalar Acentelik yapmasın’ derken tarafsızdık ta bu haberi yayınlayınca mı taraflı olduk? Banka acenteliği faaliyetinde de bulunan sigorta şirketlerimiz bu haberden sonra reklam anlaşmalarını neden feshetmediler sizce? Çünkü objektif olduğumuzu herkes bilmektedir ve bu özelliğimizi tüm okurlarımız sevmektedir. Lütfen bizi iyi tanıyıp, iyi irdeleyip, duyurularınızı buna göre yapınız. Bizden taraflı olmamızı beklemeyiniz. Tarafsız olmamız gerekiyor, tarafsız olduğumuzda da taşlanıyoruz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu…
Dergimiz yedinci sayfasında her ay kendi hür irade ve görüşlerimi aktardığım köşede, katıldığım toplantı ve sohbetlere istinaden sektörel konuları kaleme almaktayım. Bu görüşlerimin bu güne kadar samimi ve yapıcı olduğunu düşünenlerin bugün neden bu kadar agresif olduklarına anlam verememekteyim. Bir köşe yazısı somut belgelerle yazılmak zorunda değildir. Gördüklerimi, yaşadıklarımı sentezleyip bir süzgeçten geçiririm ve değerli okurlarımıza farklı bir bakış açısı sunarım. Okurlarımız bazen gülümser, bazen tartışır, bazense ‘hadi oradan olur mu öyle şey’ derler. Acenteleri temsil eden ve sonsuz saygı duyduğum SAİK kurumu yetkilileri tarafından yapılan duyuru tamamıyla havada kalmaktadır. Gücünü sektörden alan yayın sloganıyla ilerlediğimiz piyasalarda çok iyi tanınmaktayız ve meyve veren ağacın taşlanmasına burada tam anlamıyla hep beraber şahit olmaktayız.
Dergide yer alan köşemden siz değerli okurlarımıza her ay aynı formatta ulaşmaya devam edeceğim.
Şimdi, söz konusu toplantıya katılan-katılmayan değerli SAİK üyelerimizden neden acentelerin haklarını o toplantıda savunmadıklarının cevabını bekler, konuya ilişkin böyle bir basın açıklaması yapmaktan ötürü hicap duyduğumuzu bildirir, “kiralık kalem, seviyesiz” gibi ezbere ithamlardan dolayı değerli SAİK yetkililerinden özür beklediğimi bildiririm. Umarım taraflar konuya ilişkin başka bir basın açıklaması yaparak sektörün gündemini bu tarz konularla meşgul etmek zorunda kalmazlar…
Saygılarımla
Yürükan Sezer
|